SİHİRLİ ANAHTAR
Metrûk ıssız gözlerle kendini arıyorken
Sihirli bir anahtar eşliğinde kayboldu
Desen desen motifler ruhunu sarıyorken
Alev alev rüyaya ebrûli mânâ doldu
Ne idi bunca mânâ, aşkın tekâbülü mü
Dönüp duran ışığın çeşm-i bülbülü mü
Mânâlara dalışı, ney sesini bulurken
Nakış nakış huzuru yüreğe işliyordu
Perdah perdah alevler, sırlı renge dolarken
Bu renkler turkuvazda, baharı eşliyordu
Neydi baharın sırrı, yalnız dağın gülü mü
Semazen eteğinde, raksın bir kâkülü mü
Katreyi umman eden semâda zerre döndü
Belki kul döndü,belki süre, kaç kerre döndü
Akabinde âşk döndü,yedi kat küre döndü
Her seferinde ateş,hakikâtle göründü
O kucaklanan âlev , Allah tevekkülü mü
Yâ Bismillâh dedirten, rengin teşekkülü mü
Hârelerde kıvrılır ,hamuruyla yeryüzü
Üflenen her nefeste,edep,hâyâ barınır
Sol avucun Hakk gözü,sağ avucun gökyüzü
Doyumsuz aşk, imbikten ,süzüldükçe arınır
Ey kul , o kokladığın emeğin sümbülü mü
Ya da göğün ordusu ,göğün ebâbili mi
Uçuşuyor semâda bir sürü ebâbiller
Mavinin üzerinde her mevsimi bir bahar
Ne ateşi söndürür, maharetli sahiller
Tut mehpâreyi gökten, beyaz bulutta tâd var
Yollar uzun diyen âşk ustası, kuşkulu mu
Yoksa hûşûyla dönen sabırın zor yolu mu
Gül kuyusuna düşmüş, bırakın bu aşığı
Maddenin âleminden esrarengiz çıkışla
Atlarken, anlamsız şu dünyadaki eşiği
Vuslat vâdisindeyse, gönlündeki bir kuşla
O ; yeşil zümrüt renkli Kaf Dağın müşkülü mü
O ; Anka'nın doğuşa savrulan son külü mü
Sorma bana ! Bu,sükûn şehrinde nâr düğümü !..
Nihâl MİRDOĞAN.