"Rüzgâr esmezse,buğday samandan ayrılmaz oğul" demiş bir Yörük atamız
Kayaya çarpan dalga, kıvrım kıvrım dönerken
Önce haber vermeden,sessiz konuşur rüzgâr
Kabaran dalgaların zemininden inerken
Denizle,güreş edip kumla yenişir rüzgâr
Sonra derin ses ile coşar ya dolu dolu
Dik kıyıya eserken kılınç olur ya dili
Suskunluğunu bozup göğe uzarsa eli
Eyvâh ! puslu gecede, tozla tanışır rüzgâr
Gün olur,dimağ gibi git gidebildiğince
Taşar efsûnlu sancı akıldan ince ince
Çıkıverir sefere,koyu renge değince
Mızmız sesi susturur,deve dönüşür rüzgâr
Kuşanırsa öfkeyi uçar damın,tavanın
Gökten,takipçisidir topraktaki davanın
Yedi kat yukarıdan ıslık çalan havanın,
Kaldırma kuvvetine girip, yanaşır rüzgâr
Köylere yanaşınca şenlenir harman yeri
Buğdaydan gayrı varsa sap, saman, öteberi
Töre nizamınca, en ön saflarda kırk çeri
Billâh,sanki gök tüylü kurta benzeşir rüzgâr
Ağır olan buğdaysa,hafif olan samandır
Samanın savrularak ayrılması fermandır !
Doğa pusatlandıysa uzunca zamandır
Hele kasırgayla üst üste binişir rüzgâr
Deme,havalar soğuk,deme iklimler âni
Ey fâni ! Adaletli düzeni seyret... hâni ;
İnsanı ekmek,hayvanı saman besler... yâni ;
Düzenin kanununa elbet,danışır rüzgâr
Buğday,saman,ot derken,bu şiir teşbih yapar
Benzeyen, benzetilen sözlerden nem'i kapar
Küsûrlarla,buçuklar ,bütünden uçar, kopar
Ve...yabanî otların, peşinden koşar rüzgâr
Teşbih ; benzetmek mânâsına gelir.Edebî söz sanatlarında,benzetme söz sanatı olarak bilinir.