İSTANBUL VE SEN !
Başımın üstünde dönen zamanın sarkacında asılı duran
Sen !..
Gözümün cemresini evire çevire
havaya mı düştün toprağa mı düştün bilemem...
Hem dağlardan rüzgârları devire devire
hem sevda bestesini, işveler sezdiren bir uslûpla, vere vere
koyu bir nârayla vazgeçilmezim oldun.
Oldun da
senin için gelip geçen bir sâbâ makamıdır demiştim.
Demiştim de
köpüren suların tuşlarında kürdilî
hicazkâr çalınırdı.
Oysa şimdi
martılar şehrin şafağına meftûn oldular
kanatların renklerine bak ! eflatûn mu leylâk mı ?
bilemem amma ,göklerin kapısına doldular
Nihal Mirdoğan