Göğün otağından,sen saza vurunca
Belki üstümüzden kuşlar geçer gayrı
Türküler, halayın başında durunca
Kirpiği, kaşı gam vurup, kaçar gayrı
'Gam zedeler hele zalım,gamze deler'
İmdi,cura teli, gamdan nâçâr gayrı
Gönül tınısına mızrap olur yeller
Gülistanların al gülü açar gayrı
Bir güzel sevdası çalarsa sazıyla
Yaylada obada edayla nazıyla
Hele kaval sesi koyunla kuzuyla
Me'leşince,rüzgâr buğday biçer gayrı
Bu hasat tadını sele veremem ben
Teselli olurum çile veremem ben
Gülşendeki gülü çöle veremem ben
Gün olur 'Hoyrat'lar ,gönle göçer gayrı
Ciğer püryan olmuş, yanıyor der gibi
Vuruyor tellere âr gibi yâr gibi
Âşığın elinde nağmeli târ gibi
Tâ Kerkük'den Kars'a ezgi saçar gayrı
Gün olur ,içim kan ağlıya ağlıya
"Aney kalk bir zılgıt çal" gökteki aya
Urum'dan Afşar'a yürürken yaya
'Barak' havaları, derde dûçar gayrı
Peh peh peh ! Köroğlu ünler gibi duydum
Kınamayın beni, tâ acuna yaydım
Dayadım merdiven ,bulutları saydım
Birer,ikiser ya, belki üçer gayrı
Ozanlar gökleşti,gökler ozanlaştı
Kilim 'Elif'leşti,yürek saçaklaştı
Afşar'ın güneşi Karac'oğlanlaştı
İmdi gönül, ab-ı hayat içer gayrı
Gence'de mahnılar,Ege'de zeybekler
Hırçın Karadeniz,Horon'unu bekler
Kaşgar'da sagu,Ötüken'de koşuklar
Neşeyi tartarken ,gamı ölçer gayrı
Gönül yücelerde, Kaf'ı süzer gibi
Türküler, sinede Anka sezer gibi
Dolaşırken közde, üryan gezer gibi
Ateşten,yüreğe batar hançer gayrı
...Gülnihâl tutuşur ,küller uçar gayrı
...Meşk adlı merhemin var mıdır bir hayrı ?
Nihâl MİRDOĞAN.
dûçar ; tutulmuş ,müptela