GÖKLE YER ARASI ÜFLENEN SÛR'UM
Çok iyiyim desem yalan söylerim
Dilekçemi yazdım,arz-ı hâl gibi
Yâ Rabb !.. Kalem yorgun,yine göz yorgun
Tutunurken, kırık dökük dal gibi
Bir başına yürür ,her yorgunluğum
Koşarken yokuşu,dimdik yol gibi
Ara sıra umuttur şu durgunluğum
Yükten sırtım yorgun,bin hammal gibi
Haddi aştım belki,küs oldum bazen
Hâlime darılmış kırgın kul gibi
Öyle çığlıklarla hem doldum bazen
Kendime ağladım hem de el gibi
Yoksul ve yabancı bakışlarımda
Başımı zindana koydum, öl gibi
Bazen karanlığa çöküşlerimde
Dolaştı dizlerim ,âh abdal gibi
Nemrut ateşinde gezindi içim
Kaç İbrahim yandı infiâl gibi
Ateş dağlarında suzandı içim
Birden su fışkırdı,bir visâl gibi
İnsâf var mı acep ,birkaç vesile ?
İçim lâl gibi,bir ihtimâl gibi
Canım, avaz avaz yorulmuş dille
Sükûneti sorar,bîmecâl gibi
Hayat perde perde,ne var ilerde
Tasviri bilemem istikbâl gibi
Kim neşe götürür,kimisi derde
Gönül eri var mı, ehlidil gibi
Ya zaman düşüyor, mekân düşüyor
Virâne yıldızdan bir Zuhâl gibi
Ya da ışıksızım,zûlmet ışıyor
Haydi ! es rüzgârım es, şimâl gibi
Dipsizim,susuzum,belki kusurum
İsrafil ! (a.s.) beni gör,gül cemâl gibi
Gökle yer arası belki bir Sûr'um
Kadim emir geldi, tutup ,al gibi
..Toplanma gününe üfle çal gibi
...Sonu yok,bu nasıl gök ki, yok dibi