EDEBÎ HAKİKÂT

EDEBÎ HAKİKÂT
EDEBÎ HAKİKÂT

 

EDEBÎ HAKİKÂT

 
O saatler ki ufku sarar başka bir ziyâ
Ziyânın hüzmesinde hükümrân olmaz riyâ
 
Şafak açar perdeyi bir kağıttadır gözler
Ve sade dille zihne hükmetmeli şâh sözler
 
Zahmetli yolculukta fikirler hayli gergin
Çile ile bilenen meşakkâtler de yorgun
 
Az çok durup beklersin nedir bu fısıldayan
En acımasız sesler tanıdık ayan beyân
 
Kanayan bir sessizlik kavga eder zamanla
Akıl yüzün bu mudur ,hatanı hemen anla
 
Saf aynayla bakışır ,ademin ak pak özü
Pervasız gölgelerde yanıp tutuşur közü
 
Kelebek revan olur,pervaneyse ışığa
Tele konmuş terennüm meşk anlatır aşığa
 
Susayan elbet bulur dağ yolunda pınarı
Pınar pınarsa eğer tanır yürek yanarı
 
Ben-i âdem değildir sadece şevke dalan
Tabiattır sevgiden ulvî payını alan
 
İhsanın mimarına hâmd-ı senâ edelim
Yaradana yürürken ışk izini güdelim
 
Kanat takılı gönlü, uçar sanmayın dağa
Ferhat''ın kudretini nakil eder her çağa
 
Vebaliyle yüklenir gonca gülü, avcısı
Mağduriyet tanımaz bâğbân adlı savcısı
 
Düşer iken yapraklar tûrab kolları açar
Dün can verir iken o,şimdi vermekte nâçâr
 
Beyit bahtı açıksa arşa yükselir cidâr
Kuruyan sahraları sulamaktadır,didâr
 
Sözü şair tutmalı şairi Rahman tutar
Edep yıkıp dökeni şairin ehli yutar
 

 

Nihâl MİRDOĞAN

23.03.2011
 
cidar ; duvar,perde
didâr ; görüş,çehre

 

ŞİİR DETAYLARI
  • YAZAN : NİHAL MİRDOĞAN
  • YAZIM : 2018-05-09
  • YAYIN : 8 yıl önce