Susarım
sadece sana susarım
gözlerim ,okyanusun sakin köpüğüdür
Çılgınca dört nala koşsam diyorum
efsûnlasam kendimi
terk etsem bu mahşeri
belki orman, belki dağlar
çizilmemiş manâlı mesafeler
duman bürünmüş yarlar
tasam denizler olsun da yüzüme vursun köpükler
hangi ağlardadır pul pul,gümüş renkli balıklar
midye kabuğunun aralığından baksam
lakin az sonra bir rehavet
leziz bir uyku
bir çalkantı bir musikîyle deryâlara aksam
içer gibi mavileri,dalıp derinlere
yalnızlığının avlusunda biriken sislere
avare martılara hırçın dalgalara çarpıp
kumsallar teslim olsun yorgun bedenime
dağların gölgesi düşsün gözlerime
sarıp her yanıma köpükleri
bir alkarna suskunluğunda
abisleri demirlesem yüreğime
kimsenin bilmediği uçurumları saysam da
şu an sırası hiç değil…
Sen ey mavi bakışlı beyaz köpük !
biraz daha kal desem
içinden görmek isterim seni
berrak bedenini
haydi vur
kör sağır kim çıkarsa vur
tılsımlı ruhunu sal
bana tek kişi kal !
azgın sularda kendini arayan denizim olma
kabûslarımda karşı sularına ağ atmalıyım
sana parmak uçlarımla değdiğimde tuzlansın dudaklarım
işte o aralar duraklarım
susarım
ben konuşamam
sadece sana susarım
Nihâl MİRDOĞAN