Ey dil-û can ! Sen sustukça
Hürmet yüzen bin deryâsın
Hürmet etmek sevap sende
Sen ârifsin,sen hayâsın !
Hâlin anlat, nedir derdin
Geldin gönle kıymet verdin
Sen nelere göğüs gerdin
Hedefini kısmayasın
Dön bana ki, beni dinle
Gizli bağır,gizli inle
İster isen yüzle,binle
Gönül dilin susmayasın
Harfsiz dili,duyuyorum
Üst üstüne koyuyorum
Sükûtuna doyuyorum
Kimselere kusmayasın
İzâhı bil,kinin gütme
Zulüm dolu yola gitme
Kötülüğü âmel etme
Yanlış yöne basmayasın
Hâl dilini sevdim senin
Terbiyeni övdüm senin
İdrakını yaydım senin
Sakın beni sarsmayasın
Hasılı,şu ,falan filân
Gereğinden fazla olan
Uzatılmış sözle dolan
Kıyl ü kâle koşmayasın
Hariçten gâzel okuma
Devekuşu gibi durma
Şu başını gömme kuma
Ümidini kesmeyesin
Yol almaksa şu cihânda
Nefes susar gâh bir anda
Gâhi bitâp her beyânda
Hâlsiz hâlle esmeyesin
Vakti ziyan etme dedim
Yolda kalır şu bedenin
Faydasız lâf,başka n'edim
Beni fazla ,kasmayasın
Vahdetsiz dil,sevmedim ben
Yalan,yanlış yaymadım ben
Meclisimi oymadım ben
Nakışıma küsmeyesin
Keskin sivri elim yoktur
Küfr diline gönlüm toktur
Sus tasından sükût döktür
Riya,haset taşmayasın
Dil âdâbı ; zikir mâlum
Gönül dili söyler hâlim
Beyhudeye etme tâlim
Zor yollarda, pusmayasın
Aşk yolları bağrır seni
Hâl'in dili çağrır seni
Bozulmasın nefsin geni
Delâlete düşmeyesin
Gülnihâl'ın sözcüsüyüm
Zikri bağla,düğüm düğüm
Ben,aşk ile tüttüğüm
Sen,zehr ile pişmeyesin
Nihâl MİRDOĞAN
"Dil" denince, hem "lisan" ve hem de "gönül" anlaşılır.Sözün bittiği yerde susmak gerekir. O zaman gönüller konuşur.
Dil-û can ; can dili
Baha= kıymet
Kıyl ü kâl= dedikodu