Nesin sen nesin söyle yaramda kezzap mısın
Üst üste kıymık kıymık hücrelerime batan
Sinsi sinsi düşlerde dehlizde azap mısın
Binlerce çelişkili iniltilere yatan
....... Ömür ! Dipsiz gölgenin kâinat dalgası mı
....... Ya da kutsi kürsüde feleğin damgası mı
Her sûretin resmini karalasam kalemle
Zûlm okunan hedefi seyreylesem âlemle
Sinemin içindeki şu kederle elemle
Gâh gönül aynamdaki bitmeyen makalemle
...... Ömür ! Pak alnımdaki nefsin berrak sığı mı
...... Dünya bahçesinin âh vâh işleyen tığı mı
Sen ki ;Kibir dağında, gözlerin hep uykuda
Letâfet suyunu aç, düşmesin dilden Hûda
Emel fidanlarında zûlmle olmasın cûda
Biri mendil, biri ter,hayattan misâl bu da
.... Ömür ! Haddeden geçmiş,zira zor bir soru mu
.... Söz sırası senindir diyen ateş koru mu
Bunun gibi feryâtla ağlayan bakış olma
Gam gecesine kara kara yıldızla dolma
Olgunlaşmamış ruhla,sinende anlık solma
Külâh altından çıkıp, alnından saçı yolma
.... Ömür ! Visâl şimşeği gibi anî çakar mı
.... Hücumuyla şevkiyle görünüp tez yakar mı
Tuzak yemsiz olmaz bil ! Nifâk ortaya çıkar
Felek merhâmetsizdir, devran sükûnsuz akar
Umudun gölgesinde tâlih, acizdir yakar
Sırra vakıf olmazsan göğüs kafesi sıkar
.... Ömür ! Şu hakikatte çileler yumağı mı
.... Akıllılık sarhoşluk menzilinin ağı mı
Gülnihâl der ; Var olan deryâda ân'da oluş !
Bazen kesilmiş sese, çığlık çığlığa koşuş !
Bazen içemediğin bir pınardaki yokuş !
Bazen de döne döne rüzgârla savrulan kuş !
.... Ömür ! Parmak iziyle upuzun yatıyorsa
.... Mihraplar duâmıza rahmetler katıyorsa
.... İcazet verilmiştir elbet ,ruhlara çoktan
.... Ki,beşeriz velâkin amma, velâyet Hâkk'tan