Hoş bir selâm veriyorum gecenin tâ ortasına
Vefâkar kaptanlığımı bildirirken kâinata
Artık nûr inecek diye vardım derken kertesine
Böylesine teselliyle, bak sen yaptığı inada
Kaygılı karanlıklarda,kapkaradan başka ne var ?
Madem ki şu zaman çölü teşnesinde aşka ter var
Her gece, hicretlerinin bakiyesi defter defter
Ey karaboşluk ne dersin, gök kubbedeki teminâta ?
O teminât ;gök sofrası nimetiyle buluşurken
Büyük kılavuzun, kula, hikmetleri ulaşırken
O hikmetler serçelerin gagasında dolaşırken
Nağmeyle şafak muştusu, takılıverir kanata
Yolculuk ; çileler yüklü ürperiş manzarasında
Günlere göç düşürürse benlik nefis arasında
Bir hicretin düğünüyse acı ve haz korosunda
Gecenin aldığı hisse, dönüşür nûrlu sanata
O sanatda şek ve şüphe,sorgu ve suâl susmuştur
Yavaş yavaş o sabahlar ,gülünü bağa asmıştır
Ve nihâyet derinleşen karanlık yer yer pusmuştur
İşte böyle bir gecede binlerce vâh ata ata ;
Ya efsûnlu bir bulutta kahvemi ısmarla bana
Telveyi dipte bırakan şairim ben,anlasana
Ya da muhabbet keyfdeki köpüğü atma yabana
Gâye ; bakır cezvedeki, kırk yıllık her beyânata
Mâdem ki kırk yıllık hatır, hırka giyinmiş veliden
Dudakla şeker arası koşup tatlanınca beden
Hayrına hayırlar katan Yemen'deki terennümden
Ne dersin, koku siner mi gönüldeki saltanata ?
28.07.2016
Şair Aynî ="Kahve Yemen’den geldiği için özünden insanın canına Rahman’ın kokusu erişir."