BANA
Cevr ü cefâ olma sen, cân içre can ol gönül
Bela budur kî,afet bunca zaman yol bana
Böyle hayretî gamla,yolları gazel olmuş
Hânda ,ışk güneşinden bir şûh safa bul bana
Gözümün penceresi aklımı etti zâil
Gönül ! hazan gelmeden bahar ol,derhal bana
Bîmecâl intizârlar, helâk eyledi beni
Küçe küçe gezerken değince bir kol bana
O dem, bin canım fedâ etsem revâ mı söyle
Sermayesi âh olan efgânım, emsâl bana
Gören şâd olmasın ki ,gönlümün gafil kuşu
Hevâlarda gezerken, bed hâlim cevval bana
Ki devâsı olmayan derde düştüm,ne ola
Hele şahidim nice sabâlar hemhâl bana
Gülşene açıldık biz, sohbet,suâl diyerek
Gülistanlar içinden, yükledi hayâl bana
Gönüldeki derûnum süzülüp yâre düştü
Arzu hâlim söylesin ;müstahak bu hâl bana
Tatlı mı tatlı dili, mestanedir bûseden
Eyvah gönül ! Mümkün mü tatmak başka bal bana
Bu âleme o yâr çün, âh demeye gelmişem
Vuslat yarım kalınca, bûselerim lâl bana
Milyon çığlık bulaştı arz-ı hâl kitabıma
Aşikâre takatım,mânâca hazal bana
Bir ağlasam, gözümün yatağındaki debi
Şaşırırken hızını, yetişsin bir sal bana
Sûreti menim çün hoş ziyâmış meğer gönül !
O yâr sanki şevk ile parlayan Zühâl bana
O yâr güneş mi ay mı ırmak mı, çay mı nedür
Hicrânı âfet olur, visâli ikbâl bana
Ey gönül,kızma bana derûna daldı kalem
Amma gönlüme dil ol,yetiş Gülnihâl bana
Nihâl MİRDOĞAN
28.02.2017
küçe ;sokak
efgân ;ızdırap ile haykırma
hicran ;ayrılık
ikbal ;baht açıklığı,maksat