Ak Sakallı Bilge'den Kalan
Sen ! gönül mabedimin ulu abidesi
Biliyor musun ? Bu öykü Kays'ın çöle düşme hadisesi
Sen! Küheylan sipahisi
umutlarımın dahisi
düşleriminin en sahisi
törenler eşliğindeki sana sürgünlüğüm
adımlarımdan belliydi
bir adım attım bir adım daha...sana kalktım
nemli gözlerimdeki çağlayanlar ha aktı ha akacaktı
ve biliyordum ki
bir ülger yıldızı benliğimi yakacaktı
yaktı da...yaktı
Yıldızlara uzanıp da gece yarıları
hangi gönül cidarı yanmadan pişmiş?
aksakallı bilgeye sorsam dedim
aşk nerde,aşık nerde ?
kim lokman olacak bu ulvi derde?
ne tarih,ne dâhi yalan söyler
ne falan,ne de filan söyler
lafı uzatma dede
sen konuşurken
duygusu köhne,öteledim her lafı
suçlu ben değilim
o türkü ! Işıksız ruhumda sallanıp dururdu
suçludur o türkü...akşamları gelir,itirafım büyürdü
su kenarında mavi bir sızı sarardı her tarafımı
serçeler üşür,ellerim üşür
sonra
beyaz ipek gibi bir kar kaplardı etrafımı
yüreğimi yıkardım buzlu sularda
sonra
tâm karlı ovaların ,ıslak patika yolların konuğuyken
takılırdım kuşların peşine
şakıyışı ruhumda kopuz gibi,tar gibi...
o,Kerem'di
o,Yusuf'du
o,Kays' dı
Aşkın büyüsüyle 'onu düşünmek ne güzel şey 'dedim
turna kanadında tura çıkıp
harikulade bir sözün içine düştüm
uzun gecelerin bestesi gibi
ismini soluyorken nefes gibi,har gibi
binlerce yıl sürecek buselik makam sesi gibi
ne falan ne de filandı
en kutlu tavsiye idi
aksakallı bilgeden kalan...
Nihal MİRDOĞAN